Mehmed CELALEDDİN / Murat KARATAŞ- Nobel Yayın Dağıtım
25 Nisan 1915 tarihinde İtilaf Devletleri’nin Çanakkale’ye çıkarma yaptıkları yerlerden biri olan Anadolu Yarımadası’ndaki Kumkale, bugün Çanakkale Savaşları’nın unutulmuş bir alanıdır; oysa burası, Türk ve Alman rütbelilerinin riski yüksek olarak değerlendirdikleri bir bölgedir. Hatta burada, Gelibolu Yarımadası’na nispeten daha fazla kuvvet bulundurularak olası çıkarmaya karşı savunma düzeni alınmıştır. Fransız birlikleri Kumkale’ye çıkıp gerilerde kümelenmiş Osmanlı birlikleri ile karşılaştıklarından, Kumkale’nin kolayca elden çıkmayacağını anlamışlardır. İki gün boyunca süren çetin çarpışmalar neticesinde, Fransızlar burada tutunamamış, apar topar tahliye edilerek Seddülbahir bölgesine alınmışlardır. Fakat akıllarda halen şu soru vardır:
Acaba, Kumkale çıkarması sadece bir gösteri harekatı mıydı?
Çanakkale Savaları’nın ilginç bir yönünü teşkil eden Kumkale Savaşı, bir bütünün parçası olarak görülse de içerisinde barındırdığı çelişkiler, yaşanan olaylar ve sonuçları bakımından İtilaf Devletleri’nin Çanakkale serüveninin özeti niteliğindedir.
Kitap Yurdu'nda
Posted in
Etiketler:
Çanakkale Savaşı,
Mehmed CELALEDDİN,
Murat KARATAŞ,
Nobel Yayın Dağıtım,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Türk Tarihi
Necip Fazıl Kısakürek, 1969 yılında yazdığı bir yazıda " Arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz!” demiş ve şöyle sürdürmüştü sözlerini: Odunların üstüne, yıllar ve asırlardır yağmadık yağmur, düşmedik kar kalmadı. Onları küf basmış, pas yutmuş, rutubet bürümüş; üstelik Garp dünyasının bütün kanalizasyonları bu odunların üzerine akmıştır. İşte arsadaki böyle bir odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz! Biz ki, onun gizli bir köşesinde tek ve son kıvılcım noktasıyız, onu nasıl yakar, tutuşturur, alevlerle sarabiliriz?
Söylenmesinin üzerinden yaklaşık 40 yıl geçmesine rağmen hararetinden hiç bir şey yitirmeyen bu ateşte pişmiş kelimelerin ışığında tarihe bakacak olursak, o odunların ait olduğu ormanı ve o ormanın hangi baltalarca kesilip odun halinde bir arsa köşesine atıldığını daha iyi anlarız.
Bugün ne mutlu bizlere ki, kıtalara gölge salan ‘Osmanlı ormanı’nın kesilip metruk bir arsaya atılmış son odun yığını içinde hangi bereketli duanın eseri olarak kaldığını bilemediğimiz o son kıvılcımın nasıl bir yangına dönüştüğüne şahit oluyor ve gelecek adına umutlanıyoruz. Lakin o yitirdiğimiz ‘orman’ nasıl bir şeydi, neye benziyordu? Ormanın ruhu üç kıtaya hangi sırlı yollardan dallarını uzatmış, gölgesinde 72 milleti bir insanlık bahçesi içinde hangi iksirle yaşatabilmişti? Osmanlı sevinci bir daha yaşanabilir, bir başka deyişle Osmanlı geri gelebilir miydi?
İşte Mustafa Armağan son kitabı Geri Gel Ey Osmanlı!’da bize yalnız tarih anlatmakla kalmıyor; bir yandan tarihi bugüne doğru çekerken, bugünü de tarihe aşina kılmaya çabalıyor. ‘Osmanlı’ya dönüş’, ona göre Osmanlı’nın tekrar var edilmesi gibi zamanın dışına çıkmayı teklif eden bir çağrı değil; Osmanlı’nın miras bıraktığı ruhla onun yarıda bıraktığı ve ondan sonra üzerimize borç kalan misyonu bugünkü şartlarda devam ettirmeyi kastediyor.
Geri gel ey Osmanlı! Asırların yirmi birincisi senin sesini, duruşunu ve yürüyüşünü bekliyor. Zulüm tarlasına dönen dünyada kurtlara kurtluklarını hatırlatacak ve mazlumların elini tutacak ışık senin yüksek alnında parlıyor çünkü.
Posted in
Etiketler:
Mustafa ARMAĞAN,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Ufuk Kitapları
Taceddin KAYAOĞLU- Fide Yayınları
Uzun bir dönem İslam dünyasında Hilafeti temsil eden Osmanlı Devleti ile Hıristiyan Katolik Dünyasının dinî merkezi Vatikan arasında cereyan etmiş ilişkilerin ne surette olduğunu belgelemek, elde edilen bilgiler doğrultusunda yeni bir tarih okumasına yardımcı olabilmek amacıyla hazırlanan bu eser; Osmanlı arşiv belgeleri ışığında Vatikan’ın dinî liderleri Papalar ile, Osmanlı Padişahları arasındaki ikili münasebetleri konu edinmektedir.
Elinizdeki bu kitapla, bugüne kadar ülkemizde belgelere dayalı ve müstakil olarak Osmanlı-Vatikan ilişkilerini irdeleyen bir çalışmanın olmaması ve dolayısıyla eksik bilgilerin yanı sıra, yanlışlarla dolu bir tarih anlayışının yerinin doğru bilgilere bırakılması hedeflenmiştir.
Posted in
Etiketler:
Diplomasi,
Fide Yayınları,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi,
Taceddin KAYAOĞLU,
Vatikan
Salih ÖZBARAN- İmge Kitapevi Yayınları
Bilimsel anlamda, tarihi kendi otonomisi içinde düşünüp ona şekil vermek isteyenler -tarihçiliğin kendilerine sunduğu çağdaş yaklaşım, kuram ve genellemelerin göstergeleriyle, ayrıcalıklarıyla ve yetkileriyle- daha ziyade uzun vadeli oluşumları düşünerek onu bilimsel dile dökerler, kimi zaman da edebi yanına ağırlık vererek daha okunabilir hale getirirler. Ancak, tarihi başka niyetler için kullanmak isteyenler, bilerek ya da safça istismar edenler,akademisyenlerin geçtiği yollardan geçmezler.
Bilerek ya da safça, tarihsel destek için ya da ideolojik saptırmalarla, tarihi kullanmak isteyenlerin başında siyasetçiler gelir; eğitim-öğretim kurumlarında düşüncelerini aşılamak isteyen aracılar gelir; duyduklarını, okuduklarını, gördüklerini topluma ulaştırırken ona güncel bir biçim vermeye çalışan medya dünyası gelir.
Salih Özbaran, Osmanlı’yı Özlemek ya da Tarih Tasarlamak adıyla bir araya getirdiği yazılarında 2002-2007 yıllarında Osmanlı’ya ilişkin yazılmış bazı genel tarih kitaplarını değerlendirirken, tarihi kullanmak isteyenlerin beklentilerini dile getirmek istiyor; böylece tarihçiliğin çok önemli bir ilkesine vurgu yapıyor: “Osmanlı’yı özlemek” ve “tarih tasarlamak” ayrı şeylerdir.
Kitap Yurdu'nda
Posted in
Etiketler:
İmge Kitapevi Yayınları,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Salih ÖZBARAN,
Tarih Kitabı
Orhan KOLOĞLU-Pozitif Yayınları
Osmanlı Devleti hainlikle mi son buldu?
57 yıl siyaset dışı tutlan kişi devlet kurtarabilir mi?
Neden Bulaşık olmayan damat arıyordu?
Mustafa Kemal'dense neden Enver'i tercih etti?
İngiliz desteği 1918'de Red edilebilir miydi?
Hint Müslümanların uyarılarından haberi var mıydı?
Millet koyun sürüsü ben çobanım demek nereden aklına geldi?
Söz milletin vekillerinindir deneceğini biliyor muydu?
TBMM'ni tanımamakta neden bu kadar ısrarcı davrandı?
Hristiyan'a sığınanın halifeliği ne oluru düşünmedi mi?
Kaçmasa idam edilir miydi?
Posted in
Etiketler:
Orhan KOLOĞLU,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Pozitif Yayınları,
Sultan Vahdettin
Ayşe OSMANOĞLU-Selis KitaplarKavimlerin ömründe bir an sayılacak zamanda, rejiminden lisanına, kıyafetinden inançlarına kadar değişen bir ülkede tarih yazmak kolay değildir. Çünkü, telaşlı ve genellikle yönlenmiş kalemler, tarih mozayiğinin çoğu parçasını yanlış yerlere koyarlar. Tahrif edilmiş tarih ise, sadece masal'dır.
1960'daki ilk baskısı hızla tükenen bu hatırat tarih yazacakların istifadesine birinci ağızdan sunulmuş belgelerdir. Rivayet veya dedikodu değildir. Cumhuriyet Türkiyesi'nde başvekillik yapmış bir başka birinci ağız olan Fethi Okyar, 1978'de neşredilen hatıratıyla Ayşe Osmanoğlu'nu tasdikle kalmamış, elinizdeki kitabın tekrar tekrar basılmasını zaruri kılmıştır.
Posted in
Etiketler:
Ayşe OSMANOĞLU,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Selis Kitaplar,
Sultan Abdülhamid Han
Halil İbrahim İNAL-Nokta Yayınları
Osmanlı İmparatorluğu, kuruluşundan yıkıldığı güne dek yaklaşık 600 yıl varlığını korumuş, yükselme devrinde dünyanın en güçlü devletlerinden birisi olmuştur. Var olduğu dönem içerisinde İstanbul’un fethi ile bir çağın kapanıp yenisinin açılmasına öncülük eden bu imparatorluk, hızlı bir yükselişle küçük bir beylikten toprakları üç kıtaya yayılan devasa bir imparatorluğa dönüşmüş, üzerinde uzun araştırmalar yapılmasını hak edecek derecede önemli tarihsel değişimlere yol açmış bir devlettir. Gerek padişahlarının etkili ve ileri görüşlü dehaları, gerek fethedilen topraklarda uygulanan barışçıl politika nedeniyle, bugün bile dünyanın farklı bölgelerinde Osmanlı İmparatorluğu sempatisi varlığını sürdürmektedir. Peki yıkılmasının üzerinden neredeyse bir asır geçmiş olmasına rağmen Osmanlı’yı hafızalarda yaşatan bu etkenler nelerdir? Bu kitapta tüm detaylarıyla bu imparatorluğun ortaya çıkış, yükseliş ve düşüşünün tarihsel öyküsünü bulacaksınız. Osmanlı tarihini objektif bir yaklaşımla okumak isteyen okuyucunun elinden düşüremeyeceği bir başucu kitabı ...
Posted in
Etiketler:
Halil İbrahim İNAL,
Nokta Yayınları,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi
(17 Eylül 2007 Pazartesi)
Prof.Dr.İlber ORTAYLI -Timaş Yayınları
Osmalıyı Yeniden Keşfetmek serisi üçüncü kitabıyla tarihin bıraktığı izleri irdelemeye, Osmanlı'yı yeniden keşfetmeye devam ediyor..
İlber Ortaylı, Osmanlı'yı Üç Kıtaya Hükmeden yöneticileri ve yönetim şekliyle, Akdeniz dünyasındaki hakimiyetiyle, millet sistemiyle, 18. yüzyıl Avrupasında değişen devletler dengesindeki rolüyle ve şehirlerdeki yaşam biçimiyle kısacası kendine özgü kimliğiyle tanımaya davet ediyor..
Posted in
Etiketler:
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Prof.Dr.İlber ORTAYLI,
Timaş Yayınları
Mustafa ARMAĞAN-Timaş Yayınları
"Tarihle birlikte düşünmek" için yola çıkan Mustafa Armağan’dan tartışmalara yol açacak kışkırtıcı bir kitap!
-"Vahdettin haindi" iddialarına dur verecek gerçekler..
-Vahdettin-Mustafa Kemal kördüğümünü çözen telgraf!
-Sivas Kongresi zannedilenin tersine mandayı mı savunuyordu?
-Atatürk’ün Nutuk metni henüz hatasız olarak yayınlanmış değildir!
-Atatürk Hatay’ın bağımsızlığına kavuşması için mücadele vermişti. Peki bu bir istisna mıydı?
-Atatürk kadınlara milletvekili seçilme haklarını almaları için askerlik yapma şartını öne sürmüştü!
-1930’ların ortalarına doğru Gazi Mustafa Kemal’in "Atatürk" yapılması, onun yarı yarıya emekliye ayrılması anlamına geliyordu.
-70 yıldır sürekli hortlayan Bursa Nutku, siyasetin tarihi nasıl kullandığını gösteren çarpıcı bir örneği!
-23 Nisan Çocuk Bayramı’nın Atatürk’le doğrudan bir ilgisi olmadığı gibi onu çocuklara armağan ettiği de doğru değildir!
-Cumhuriyet, Osmanlı’dan "büyük devlet" olma ayrıcalığını miras almıştı!
-İsmet İnönü ailesinin yolsuzlukları, zamanında ört bas edilmişti!
-Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın hanımının Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde maaşı kesilmişti!
-Varlık Vergisinin diğer yüzü!
Ve daha birçok sorunun, şüphenin cevabı belgeleriyle bu kitapta!
Şehir ve Osmanlı tarihi üzerine kitaplarından tanıdığınız Mustafa Armağan bilmediğimiz, daha doğrusu unutulan yüzünü aydınlatmak için bu defa yakın tarihe yöneltiyor projektörünü. En iyi bildiğimizi zannettiğimiz konularda bile bizleri hayrete düşüren noktaları, bir kuyumcu titizliğiyle ortaya çıkartıyor. Eminiz ki, kitabı okuduktan sonra 23 Nisan Çocuk Bayramı da, sinemamızın kurulmasında katkılarıyla Vahdettin de, hatta İstiklal Marşımızın bestecisi de, içkiyi yasaklayan TBMM de farklı yüzleriyle hafızalarınızdaki yerlerini alacaktır.
Posted in
Etiketler:
Mustafa ARMAĞAN,
Mustafa Kemal ATATÜRK,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi,
Timaş Yayınları,
Türkiye,
Vahdettin
Selim ASLANTAŞ-Kitap Yayınevi
Balkanlar’da 19. yüzyılın ilk büyük hadisesi olan Sırp isyanları, hem Sırbistan hem de Osmanlı İmparatorluğu tarihi açısından önemli sonuçlar doğurdu. İsyanlar modern Sırp toplumunun siyasi, askeri, ekonomik ve sosyokültürel yapılarının gelişimini etkiledi. 19. yüzyıl boyunca ülkeye hükmeden Karacorceviç ve Obrenoviç hanedanları bu isyanların ürünüydü. Daha önce sınıfsal anlamda bir ayrıcalığı olmayan bu aileler, atalarının isyanlarda oynadığı rollerden dolayı Sırbistan’ın kaderini belirleyen bir konuma geldiler. Birinci isyanın lideri Kara Yorgi, modern Sırp tarihinin en meşhur siması oldu; hakkında romanlar, tiyatro oyunları yazıldı, filmler çevrildi, kahramanlıklarına türküler yakıldı. Öyle ki Sırplar arasında Kara Yorgi kültü hâlâ etkisini sürdürüyor. İsyanlar, Sırp milliyetçiliğinin tarihsel zeminini oluşturdu. Asilerin önce dayılara ve onların idaresine daha sonra da doğrudan Osmanlı İmparatorluğu’na karşı mücadeleleri, Sırp tarihçiler tarafından "Türk köleliğine" karşı girişilen bir milli bağımsızlık hareketi olarak ele alındı. Sırp isyanları Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’da kurduğu düzenin 19. yüzyıl boyunca ne tür tehdit ve tehlikeler altında kalacağının ilk büyük habercisiydi. 1807’den sonra devletlerarası bir nitelik kazanan isyanların meydana çıkardığı Sırp Meselesi, Şark Meselesi’nin bir parçası olarak uzun süre Osmanlıları meşgul etti ve Bükreş Antlaşması’yla devletlerarası hukuki bir metne girerek Avrupa devletlerinin Osmanlıların iç işlerine müdahale sürecini başlatan önemli etkenlerden biri oldu. Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde çalışan Dr. Selim Aslantaş, 19. ve 20. yüzyıl Balkan Tarihi üzerinde araştırmalar yapıyor.
Posted in
Etiketler:
Balkanlar,
Kitap Yayınevi,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi,
Selim ASLANTAŞ,
Sırplar
Mehmet AYDOĞAN-Nokta Yayınları
Yabancıların Küçük Asya diye isimlendirdikleri, bizlerinse Anadolu adını verdiğimiz bu büyülü coğrafya tarihi boyunca ayaklanmalara, isyanlara ve savaşlara sahne olmuştur. Bizans döneminde yaşanan Nika Ayaklanması sırasında, bugün Sultanahmet Meydanı'nın bulunduğu yerde bulunan Hipodrom'da otuz binden fazla isyancı öldürülmüştü. Selçuklular döneminde Babailer İsyanı'yla başlayan Anadolu'daki ayaklanmalar ve isyanlar, Osmanlı'nın yıkılışına ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar devam etmiştir.I. Dünya Savaşı sırasında çıkan Ermeni İsyanları sonucunda her iki taraftan da çok sayıda insan ölmüş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu toprakları kana bulanmıştır. İsyanlar sonucunda alınan Tehcir kararıyla Ermeni nüfus göç ettirilmiş ve bu göçler sırasında Ermeni kafileleri saldırılara uğramışlardı. Ermenilerin Tehcir kararından önce yaptıkları katliamların yarattığı öfke ve intikam duyguları, Kürt aşiretlerinin Ermenilere saldırmalarına yol açmış ve sonuçları günümüze kadar gelen bir dalga yaratmıştır.1920 yılında o zamanki adıyla Sivas’da başlayan Koçgiri İsyanı o dönemin en önemli isyanlarından biridir. Kürt aşiretlerinin bağımsız bir Kürt devleti kurmak istemesi sonucunda isyan büyümüş ve sonunda Ankara Hükümeti tarafından çok sert bir şekilde bastırılmıştı. 1925 yılında başlayan Şeyh Said İsyanı bir çığ gibi büyümüş, işin içine din ve hilafet de girince tüm Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine yayılmıştı. İsyancıların bazı şehir ve kasabaları ele geçirmeleri ve Diyarbakır'a saldırı girişimleri üzerine hükümet sert tedbirler almış ve isyan bastırılarak Şeyh Said ve arkadaşları idam edilmişlerdi.1984 yılında başlayan PKK eylemleri de Kürt isyanlarının bir devamı niteliğindedir. Yirmi üç yıldır süren eylemler 40.000'e yakın insanın ölümüne mâl olmuş, ülkeye yüz milyar dolardan fazla maddi bir yük getirmiş ve yüz binlerce insanın topraklarını terk ederek başka şehir ve ülkelere yerleşmesine yol açmıştır.Elinizdeki bu kitap, Babailer İsyanı'ndan başlayarak Dersim İsyanı'na kadar geçen süreçteki çıkan isyan ve ayaklanmaları mümkün olduğunca tarafsız bir şekilde siz okurlara aktarma amacını gütmekte ve bu isyanların bizlere okul kitaplarında anlatılanlardan farklı niteliklere sahip olduklarını göstermeyi amaçlamaktadır.
Posted in
Etiketler:
İç İsyanlar,
Kürtler,
Mehmet AYDOĞAN,
Nokta Yayınları,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi,
PKK,
Şeyh Said İsyanı,
Türkiye
Fazlı NECİP,Mahmud Muhtar Paşa-Örgün Yayınevi
Çok geç kalmış olmakla beraber Makedonya'da ülkeyi elden kaçırmamak endişesiyle nihayet ve birazda nefis müdafaası sayılacak şekilde Türk komiteleri de kurulmaya başlamış, gizli cemiyetler doğmuştu. Bütün bunlar Hüseyin Hilmi Paşa'nın zamanında görülmüş ve gittikçe gelişmişti. En son, Meşrutiyet'in ilanından kısa bir zaman önce, saraydan umumi müfettiş Hüseyin Hilmi Paşa'ya: Gizli cemiyet mensuplarının kimler olduğunun meydana çıkarılıp, bunların adlarının bir liste halinde İstanbul'a gönderilmesi emri gelmişti.Abdülmecid, Abdülaziz ve daha sonra II. Abdülhamid zamanında, artık enikonu haraplığı yüz tutmuş hükümet çarkını yaşlı ve itidal sahibi tecrübeli vezirler ağır ağır, yavaş yavaş, bir taraftan zedelememeye çalışarak iyi kötü çeviriyorlardı...
Posted in
Etiketler:
2.Abdülhamit,
Fazlı NECİP,
Hüseyin Hilmi Paşa,
Mahmud Muhtar Paşa,
Meşrutiyet,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi,
Örgün Yayınevi,
Rumeli
Prof.Dr.Ziya KAZICI-Kayıhan Yayınları
Irk, din, kültür, örf ve âdet ile bulunduğu coğrafî ortam bakımından Anadolu’daki diğer beyliklerden farklı olmayan Osmanlı Devleti’nin kısa zamanda tarihin akışını değiştirecek kadar büyüyüp gelişmesinin bazı sebepleri olmalıdır. Kuruluş döneminde diğer beyliklere göre esamisi okunmayacak kadar küçük olan bu uç beyliğini yücelten ve onu döneminin en kudretli devleti haline getiren dinamikler nelerdi? Osmanlı’yı diğer beyliklerden ayıran hangi özelliklerdi? Anadolu’daki diğer beyliklerin fazla büyüyememe ve tarihte önemli işler başarmama sebepleri nelerdir? Osmanlı Beyliği ile onlar arasındaki fark ve özellikler nelerdi? Osmanlı niçin gelişip büyüdü?Osmanlılar, o beyliklerden farklı olarak hangi özellikleri taşıyorlardı?İşte bütün bu soruların cevapları, günümüz tarihçisinin zihnini meşgul etmeye devam etmektedir.Bir beylik olarak ortaya çıkışından itibaren bünyesinde, dönemin ekonomik, kültürel ve sosyal şartların gerektirdiği değişiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanlı Devleti, sağlam temeller üzerine bina edip geliştirdiği ve kemâl mertebesine ulaştırdığı müesseseleri vâsıtasıyla uzunca bir hükümranlık dönemi geçirme imkânı buldu.Bu devlet, "destanlarda görülen âsumanî heykeller gibi, başı kürre-i arzın bir kıtasına yaslanmış, vücudu bir başka kıtasına sarılmış, ayakları ise başka bir kıtasına uzanmış" heybetli bir vücuda benzemekte idi.Günümüzde, sosyal, ekonomik ve hatta dinî çatışmaları ile siyasî istikrarsızlık merkezi durumuna gelen Ortadoğu coğrafyasının, Osmanlı yönetimi altında uzun süre barış ve huzur içinde yaşadığı düşünülecek olursa, Osmanlı Devleti tarihinin, gerek dünya, gerekse İslâm tarihi açısından sahip olduğu değerin önemi, daha iyi anlaşılmış olacaktır.
Posted in
Etiketler:
Devlet-i Aliyye,
Kayıhan Yayınları,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi,
Prof.Dr.Ziya KAZICI,
Türk Tarihi
Prof.Dr.İlber ORTAYLI-Alkım Yayınevi
Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı dünyasına açılış çağında, Cermen kültürünün özel bir yeri olmuştur. I. Dünya Savaşı'nda, iki imparatorluğunda çöküşünü hazırlayan kader birliği yolunda, yalnızca siyasal ve askeri alanlarla sınırlı kalmayan ortaklıklar göze çarpar.İlber Ortaylı, hem titiz ve geniş ufukta tarihçiliğini, hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında Alman etkisinin bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.Kendi alanında bir başyapıt.
Posted in
Etiketler:
1. Dünya Savaşı,
Alkım Yayınevi,
Almanya,
Cermenler,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi,
Prof.Dr.İlber ORTAYLI
Prof.Dr.İlber ORTAYLI-Alkım Yayınevi
Günümüz Türkiye’sinin sorunlarını ve dinamiklerini kavramak, ülkenin dünya konjonktüründeki yerini olanca açıklığıyla görebilmek için başvurulabilecek en vazgeçilmez kaynak, 19. Yüzyıl’da Osmanlı İmparatorluğu’nun yaşadığı serüvendir.İlber Ortaylı, bu çalkantılı çağı olağanüstü bir hâkimiyetle enine boyuna katetmekle kalmıyor, bunu yaparken, pek az uzmanda rastlanabilecek güçlü bir üslup, akıcı bir anlatım kullanarak okurunu sürüklemeyi de başarıyor. İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, tek kelimeyle bir başyapıt.
Posted in
Etiketler:
19.Yüzyıl,
Alkım Yayınevi,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı İmparatorluğu,
Osmanlı Tarihi,
Prof.Dr.İlber ORTAYLI
Prof.Dr.İlber ORTAYLI-Timaş Yayınları
"Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700. yıl kutlamaları Türkiye’de umulmaz bir ilgi uyandırdı ve Türk toplumu yedi asırlık tarihine ilgi duymaya başladı. Bu ilgi, kuru bir hamaset çizgisini geçti, anlaşılan toplumsal düşüncenin ve yorumlamaların tekâmül etmesi dolayısıyla "Osmanlı İmparatorluğu nedir? Bu imparatorluğun kurumları nedir? Yaşam şekli nedir? Bizim için anlamı nedir?" gibi sorulara cevap aranmaya başlandı. Ve bu mekanda, çalışmalar, hazırlıklar yapmak ve yaptıklarımızı geniş kitleye tanıtmak gibi bir ihtiyaç hâsıl oldu. Şüphesiz ki elinizdeki bu kitap da bunlardan birisidir ve o iddiadadır."
İlber Ortaylı
Geçmişten geleceğe tarihî gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı bu sefer okuru Osmanlı'yı; padişahları, sarayları, yönetim şekli, semtleri ve abidevî eserleriyle kısacası kendine özgü kimliğiyle yeniden keşfetmeye davet ediyor...
Posted in
Etiketler:
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Prof.Dr.İlber ORTAYLI,
Timaş Yayınları
İsmail BİLGİN-Timaş Yayınları
Bu kitabı okurken; Mehmetçiğin savaşta bile düşman askerine olan merhametine şahit olacak, 276 kiloluk mermiyi kaldıran, Seyit Onbaşı'ya hayran kalacak, Nusrat Mayın Gemisinin, o boğazı düşmana dar eden ufacık bir geminin hikâyesini okurken, gözyaşlarınızı tutamayacaksınız...Bu kitabı okurken; Seddülbahir'deki çarpışmada tüfeği bozulunca, öfkeden deliye dönen Mehmet Çavuş'un düşmana taşla, kürekle saldırışını, gözlerinizin önüne getirecek, Ertuğrul Tabyası'nda küçük bir destan yazan Ezineli Yahya Çavuş'un takımıyla tam 15 saat 2.500 düşman askerine karşı koyarken, sadece sabah bombardımanında siperlerine atılan 4.650 adet top mermisinin sayısında ürküp, titreyeceksiniz....Bu kitabı okurken; adını raporlara yazmaktan çekinen Mahmut Sabri'yi, savaş esnasında bile "Bu koca gövde ile siper almak zor oluyor" deyip de ayakta duran Binbaşı Halis Beyi, emrindeki subaylara "Ben size ölmeyi emrediyorum!" diyen Yarbay Mustafa Kemal'i gözlerinizin önüne getirecek, ölme emrini yerine getirmek için birbiriyle yarış eden askerlerimizi hatırlayacak, o anları yaşayacak, toprakların değil, ağaçların, denizin bile titrediğini sanacaksınız...Bu kitabı okurken, Çanakkale Destanı'na tanıklık edeceksiniz...
Posted in
Etiketler:
Çanakkale Destanı,
Çanakkale Savaşı,
İsmail BİLGİN,
Mustafa Kemal ATATÜRK,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Timaş Yayınları,
Türk Tarihi
Ziya Nur AKSUN-Ötüken Yayınları
Enver Paşa ve Sarıkamış Harekâtı, Sarıkamış harekâtının 90’ıncı yılı münâsebetiyle yapılan yayınlara katkı için hazırlanmıştır.Ziya Nur Aksun’un Enver Paşa ile ilgili olan, özellikle onun itham edildiği konuları; yani onun Harbiye Nâzırı oluşunu, I. Cihan Harbine girişimizdeki rolünü, Alman etkisini, Kafkas cephesinin açılışını ve Sarıkamış harekâtının sebep ve neticelerini izah ettiği bir eserdir. Ayrıca kitaba sayın Nevzat Kösoğlu’ndan da Enver Paşa hakkında kısa bir değerlendirme eklenmiştir.
Posted in
Etiketler:
1. Dünya Savaşı,
Enver Paşa,
Kafkas Cephesi,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Ötüken Yayınları,
Sarıkamış Harekatı,
Ziya Nur AKSUN
Mustafa ARMAĞAN-Ufuk Kitapları
Mehmed Akif, Birinci Dünya Harbi'nde Asım'ın neslinin kıt'a kapma oyunu oynadıklarından söz eder. Bu gençlerin kimi Galiçya'da, kimi Sina çölünde, kimi Kafkaslarda, kimi de Çanakkale'de emperyalizme karşı çağları alt üst eden bir mücadele veriyorlardı. Bugün de eğitim neferlerimiz aynı rolü oynamıyorlar mı? İnsanlığa bu defa Yunus'un gönüllerine ektiği güzellikleri demetleyip sunmuyorlar mı? Bu çağın vebasına inançlarından derledikleri güzellikleri derman olarak sürmüyorlar mı? Ve en önemlisi de, Bizden adam çıkmaz hurafesinin çatısını çatır çatır yıkmıyorlar mı?Bu bir Sonsuzluk Kervanı dostlar! Dün Tarık B. Ziyad'ın kutlu askerleri bu vazifeyi üstlenmişlerdi, bugün ise eğitim gönüllüleri. Dün Abdülhamid Han bu kervanın bir halkası olmuştu, bugün vazife bizim omuzlarımızda.Abdülhamid'in dansı devam ediyor dostlar..Kurtlarla, yani insanlığın düşmanlarıyla insanlığın dostlarının ezeli mücadelesi..
Posted in
Etiketler:
2.Abdülhamit,
Mustafa ARMAĞAN,
Osmanlı Devleti,
Osmanlı Tarihi,
Sultan Abdülhamid Han,
Ufuk Kitapları